Mezarımın yanında, kış akşamındayım. Derunumda inceden bir sızı… Hissetmek istiyorum soğuğu ve karı. Bütün benliğime nüfuz edercesine… Hissetmek istediklerim amellerime dönüşüyor ve ‘BEN’ hayatımın baharında, kışın tam ortasındayım.

Sonra tefekkür gözlüğümü kabından çıkartıp, tabiatperest tozlarından temizliyorum. Gözümün üzerinde bir farkındalığın gözü oluveriyor. Birlikte seyre koyuluyoruz. Gözlük artık ben oluyor. Ve yeryüzünün kefeni karlar, benim kefenim ise amellerim olduğunu anlıyorum.

Ortak bir yönümüzü keşfediyorum. İkimizde kefenimizi atmışız üzerimize. İkimizde istihdam ediliyor, durmadan çalıştırılıyoruz. Bir şaşkınlık hali alıyor. Bakıyorum ki tek fark insanlığım oluyor.

O, yaptıklarının sonucunun farkında değil, ben ise hiç duraksamadan yaptıklarımın ve yapacaklarımın farkındalığını yaşıyorum.

O, kar tanelerini içine ilik ilik işler iken, amellerim ise benim imanımı ilik ilik işliyor.

O, her kıştan sonra bir bahar gelince bütün güzelliği ile etrafını dolduruyor. Amellerim ise beni ben yapan hayatımı dolduruyor.

O, karı üzerinde taşıyarak bütün güzelliğiyle bahara zemin hazırlıyor. Amellerim ruhumu taşıyarak imanımı kazandırıyor ya da kaybettiriyor.

Elimde Kuranın mucize-i maneviyesi Risale-i nur, mezarımın yanındayım. Kefenimin ipi Risaleme takılmış giden fani bir insanım…

Fatma Nur ÖZDEMİR

yazar.nurasya.com

No related posts.

Related posts brought to you by Amazon plugin.

Yorum Yapın