Geçtiğimiz Pazar günü Kırıkkale’den bir grup arkadaşla Kayseride yapılan I.Risale-i Nur Gençlik Kongresine katıldık. Kongre genel olarak istifadeye medar oldu. Anadolu’nun çeşitli yerlerinden gelen üniversiteli nur talebeleri “Ahirzamanda Genç Olabilmek” ten bahsetti. Toplamda 4 masa çalışmasından meydana gelen programda Dost TV programcılarından Seyfeddin BULUT ve Yazar - Dr. Levent BİLGİ konuşma yaptı.
Program öncesinde Mevlana’nın hocası olan Seyyid Burhaneddin Hz. ‘nin türbesini ziyaret ederek namaz kıldık. Parktaki güzel tefekkür bahçesinde bir müddet tefekkür etme imkanımız oldu. Birçok kaplumbağayla karşılaştık. Baharın gelmesiyle açan Laleler ise, Cenab-ı Hakkın cemalini yansıtıyordu.
Pazar akşamı kutlu doğum programınada katılarak Kırıkkaleye geri döndük.
Kongrenin Seyfeddin Bulut Ağabeyin konuşmasından aldığım notlar ise şöyle;
Gene olarak anlatma metodu Dünya’dan örnek verip, daha sonra ahirete geçti.
Risalelerde geçen hikayelerin anlatıp daha sonra hakikate geçme metodunu çok sık kullandı…
Not aldığım ve daha çok benim anladığım şeyler şöyle;
1- Çatıdan birisi bir kediye doğru lazerle ışık tutsa, kedi lazeri takip edip, sürekli ona atlayacaktır. Ama oradan bir insan geçse, kafasını yukarı kaldırıp bu ışık nereden geliyor? kim tutuyor sorusunu soracaktır.
Aynen öyle de, Güneş Cenab-ı Hakkın dünyaya tuttuğu bir lazeridir. İnsanlar ise eğer dünyanın peşinde sürekli koştururlarsa bir kediden farkı olmayacaktır. Ama olması gereken, başını kaldırıp, bu güneşi kim koydu? bu ışık ne için yeryüzüne tutuluyor? gibi soruları kendisine sormasıdır. Yani, kainatta yaratılan herşeye mana-i harfiyle bakıp tefekkür edilmesi gerekiyor.
2- Bir kediye ip yumağını attığınızda arkasından koşar.
İnsanlarında önüne dünya; makam, para, hevalar gibi değişik şekillerde konulmuş, arkasında koşturuyor…
3- Bir insan gömlek giyerken ilk düğmeyi yanlış ilikler ise, diğerleri de öyle gider. İki yakası bir araya gelmez.
Hayat gömleğinin ilk düğmesi olan “mevcudatın gayesini anlamak” tır. Eğer bunu anlayamazsak diğer düğmelerde yanlış olur. Dolayısıyla dünya-ahirette iki yakamız bir araya gelmez.
4- Bir tez yazıldığında, tez ne kadar güzel yazılırsa yazılsın temellendirilmediği takdirde o tez kabul olunmaz…
Hayat tezini yazarken “Necisin? Nereden Geliyorsun? Nereye Gidiyorsun? Hayat Nedir? Kimi, Niye vermiştir?” gibi tanımlamalarla temellendirmezsek dersi geçemeyiz.
5- yanınızda olan bir hastaya lazım olan ilaçlar sizin elinizde. Vermediğiniz zaman katil olursunuz.
İşte, Kur’an Kerim eczanesinden aldığımız Risale-i Nur ilaçlarını hasta olan insanlara yetiştirmeliyiz, yoksa katil oluruz…
6- Bir şeyh bir müridini çağırır. Ve bir bardak suya bir kaşık tuz atmasını söyler. derviş tuzu atar ve karıştırır. Şeyh tadına baktırır; “ve acı cevabı alır.” Şeyh talebesini bir gölün kenarına götürür ve biraz önce aldığı tuz paketini göle atmasını söyler. Denileni yapar ve attığı kısmı biraz karıştırır. Şeyh gölün suyundan içmesini söyler; tatlı cevabı alır.
Evet hayatımızda bir bardak gibi olursak herşeyden etkileniriz. Zihnimiz dimağmız acı olur. Ama biz bir göl gibi, okyanus gibi derin olursak dış etkenler birşey yapamaz.
7- Almanya’ya gittiğinde oradaki bazı türklere türkiyeye gidip gitmediklerini sormuş. yolculuğun sıkıntılı ve yorucu olup olmadığını sormuş. “Ne yaparsın abi, orası vatan!” cevabını almış.
Aynen öylede bizim “vatan-ı asli” miz olan Cennet için biz ne kadar sıkıntıya katlanıyoruz?
Diğer kısımlardan kısa kısa;
- Hollandanın “Alçak Ülke” manasına geldiğini, Dünya’nın da “deniye” den yani “alçak” manasında olduğunu söyledi. Öyle ise bizim Dünyayı aşmamızın gerekliliğinden bahsetti.
-Gençler arasında “aşk” tabirinin çok sık kullanıldığı, aşk kelimesinin arapçadan geldiği ve “aşkın olmak” “aşmak” demek olduğunu söyledi. Öyle ise bizim fani mahbubları aşıp, baki bir sermede gitmemiz gerektiğini önemini vurguladı.
Mevlana Mesnevisinden bir örnek;
Akbaba, Doğan’a gözlerinin çok iyi gördüğünden dolayı övünüyormuş. Mesela Km. Uzaklıktan bir buğday tanesini görebileceğini söylemiş. Nitekim beraber dolaşırlarken “Bak! tarlada buğdayı gördüm. Şimdi gidip alacağım” demiş. Akbaba yere doğru inmiş buğdayı almış almasına da yukarı çıkarken tuzak kapanmış ve Akbaba yakalanmış.
Doğan süzülerek gelmiş ve Akbabaya şu ibret dolu cevabı vermiş;
“Buğday tanesini görüp, tuzağı göremeyen gözü neyleyim!!!”
Evet Dünya bakışı çok keskin olabilir. Ama dünyanın ötesini veya dünyada şeytan ve nefis tarafından kurulan tuzakları göremedikten sonra o gözün bir kıymeti yoktur.!! 6. sözü tahattur ediniz…
Dua ile…
No related posts.
Related posts brought to you by Amazon plugin.

Son Yorumlar