Bir Tasarımcıysanız veya Herhangi Bir Web İşi Dışarıya Karşı Yapıyorsanız Başınıza Gelecekler Bunlardan İbaret… Zira Benim Başıma Geliyor… Okumanızı Tavsiye Ederim… 

Eleştiri’nin sözlük anlamı bir olguyu iyi ve kötü yönleri ile ele almak, tenkit etmek demek..
Oysa toplumumuzda eleştiri’nin algılanış biçimi daha çok kötülemek, aşağılamak ve küçümsemek şeklinde ne yazıkki.
Örenğin karşınızda bir vazo ve içinde bir çiçek var, size çok kötü gözüküyorsa bunu değerlendirmek için şöyle bir cümle kurabilirsiniz:
“Bu çiçek çok güzel ama vazonun rengi ile sanırım pek uyuşmamış, mavi bir vazo daha güzel olabilirdi..”
Oysa Türk usülü eleştiri yapmak için çok daha basit bir cümle kurmak yeterli:
“Bu iğrenç gözüküyor!..”
Peki ya kreatif bir tasarım uzmanı bir gün eleştiriye maruz kalırsa ne olur?

Mesleğinde belli bir noktaya gelmiş yada gelmeyi arzulayan tasarımcılar, genelde yaratıcılıklarına güvendikleri için daha çok özgün çalışmalar yapmayı severler, zaman zaman kimi esin kaynaklarını boş geçmeseler de, ortaya çıkardıkları ürünlerin pek eşi benzeri olsun istemez, mutlaka kendi imzalarını koyacakları orjinal işler çıkarmayı arzu ederler.

Ama ya müşterileri aynı vizyonda değil ve bu orjinal işlere getirdikleri yorumlar, tasarımcının yaratıcı gücünü engeller nitelikte ise o zaman ne olacak?

Bu durumda tasarımcının sahip olması gereken en önemli erdem Peygamber Sabrı olacaktır.

Siz ne kadar orjinal olduğunu düşündüğünüz bir iş çıkarırsanız çıkarın, işin sahibinin yaptığınız çalışmayı beğenmeme ihtimali her zaman var.

Özellikle buna karar verecek kişilerin internet ve arayüz tasarımı üzerine bir vizyonları yok ise, interneti henüz gazete-dergi ve/veya televizyondan ayırt edememişler ise, bilişim sektöründe yer alsalar bile kullanılabilirlikten bir haber ve bütün gün sörf yapmakla, kendilerini kullanıcı tercihlerini çözmüş ve tasarım kriterlerini öğrenmiş varsayıyorlar ise, bu noktada tasarımcı’nın tek arzusu yaptığı orjinal olan tasarıma gelecek eleştirinin çok ağır olmamasını dilemekten öte gitmeyecektir.

Asıl sorun ise gelen eleştiri dozunun ağırlığı karşısında motivasyonu kaybetmemek, yapılan yıkıcı yorumları kafaya takmadan işi yeniden kotarmaya başlamayı bilmek, portföyünüze koyamayacağınızı bilseniz bile müşteri memnuniyeti adına istenilenleri ortaya koyabilmek.
Bunları başarabiliyor olmakta önemli.

Eğer freelance çalışan idelaist biriyseniz, zaten Türkiye şartlarında yaptığınız demoya prensip olarak herhangi bir ücret ödenmediği için, ceketinizi alıp toplantıdan çıkabilirsiniz.

Ama bir ajans veya kuruma bağlı olarak çalışan biriyseniz, hoşlanmadığınız türden davranışları göğüsleyerek, yeniden işinize konsantre olmayı öğrenmeniz gerekmekte.
Sizin bunu öğrenmeniz, insanların “eleştiri” kelimesinin anlamını öğrenmekten kısa süreceği kesin!

Ortaya çıkardığınız web sitesini yerden yere vuranlara, her madde için soracağınız “neden” sorusuna tasarım adına mantıklı bir yanıt alamıyorsanız merak etmeyin, en doğru tasarımı hazırlamışsınız demektir.

Teknik olarak işin çözümüne dair ipucuna gelince, eğer yaptığınız iş revizyon kaldırmayacak şekilde ve baştan üretmeniz gerekiyorsa hemen iş sahibine ne tür sitelerden hoşlandığını, hangi sitelerin hangi bölümlerinin kendisi için sorunsuz bir çözüm oluşturacağını sorun, ve yeni işi bu kriterlere göre hazırlamayı deneyin.

Emin olun bu yöntem ile hem siz çok zaman kazanacaksınız, hemde müşteriniz mutlu olacak.

Alıntı: hasanyalcin.com

No related posts.

Related posts brought to you by Amazon plugin.

Yorum Yapın