13
Tem

Uzun bir aradan sonra…

   Yazan: Furkan Demir   Kategori Gezen Ben!, Yazılarım, İnternet

Günlüğüme yazı yazmayalı bir hayli zaman geçmiş. Gerek okulun yoğunluğu, gerek okuldan sonraki programlardan sonra ancak yazı yazma fırsatı buldum.

Önümüzdeki günlerde blog da önemli bir değişikliğe gitmeyi düşünüyorum. Birkaç hafta sonra stajım başlayacak. Bunun içinde nasipse Arabistan’da olacağım… Yani bir müddet Türkiye’de yokum…

Dua ile…

8
Mar

Son Şahitlerden Hafız Mehmet Taktak Ağabey…

   Yazan: Furkan Demir   Kategori Yazılarım

‘ŞEVK Mİ İSTİYORSUNUZ? RİSÂLE-İ NUR VAR!’

Geçtiğimiz yıl, Kırıkkale’den çıkan grubumuzla birlikte Nur menzillerinden dönüş yolundaydık. Yolumuz Afyon/Bolvadin üzerinden geçiyordu. Bolvadin’de Hafız Mehmet Taktak Ağabeyin olduğunu öğrenmiştik. Bunun üzerine Bolvadin’deki ağabeylerimizle buluşup, Mehmet Ağabeyi ziyaret ettik.

İçeriye girdiğimizde bizi salonun bir köşesinde oturmuş mütebessim, nuranî bir sima karşıladı. Selâm verip, salondaki yerlerimizi aldıktan sonra sohbetin başlaması için bir soru yöneltmemiz gerekiyordu. Ben de bir yandan daha önce Ali İhsan Tola Ağabeydeki tecrübemi hatırlayarak, bir yandan da hatıra bekleyen grubumuzu düşünerek sorumu yöneltmiştim: “Ağabey, sizler Üstadımızı görmüşsünüz. Bu görüşmelerinizden bizlere hizmetlerimizde şevke medar olabilecek bir iki hatıranızı anlatabilir misiniz?” Devamını oku »

2
Oca

Maneviyâtımız şizofrene mi yakalandı?

   Yazan: Furkan Demir   Kategori Gezen Ben!, Yazılarım

Günümüz Müslümanlığında dünyevîleşme sorunu birçok sıkıntı doğuruyor. Artık insanlar mânâ âlemini maddiyâtla doldurma gayreti içindeler. Özellikle ebeveynlerde oluşan “Oğlum paşa (mühendis, doktor, hâkim, savcı) olsun!” anlayışı, maddiyâtı ön plana itiyor. Bu maddiyatçılık, gençliğin dünyasını âfâkî malayaniyatla doldurmaya devam ediyor.

Bu tür bir yaklaşım, “hayatı iman ile hayatlandırmak” yerine internet kafelere, haram muhabbetlere, aile içi anlaşmazlıklara yol açıyor. Manevî havanın bozulması ise, “manevîyâttan yabanîleşmiş bu asırda”, “kudsî evrâdlarda zevk, şevk yerine, esnemek ve fütur” getiriyor. Devamını oku »

11
Ara

Başörtüsü yasak olmaktan çıkıyor mu?

   Yazan: Furkan Demir   Kategori Yazılarım

Aklım, başörtüsünün ilk yasaklandığı yıllara gidiyor… Okul önünde yapılan eylemler, protestolar ve daha nice olaylar. İçeride Müslüman postunun altına saklanmış bir avuç insan, dışarıda ise inancı için mücadele veren büyük kalabalıklar. İşin garip kısmı ise bu kalabalıkları sadece bayanların oluşturmamasıydı. Aynı okulda okuyan erkekler, başı açık olan bayanlar ve tüm bunlara sahip çıkan bir kısım gönüllü esnaflar. İçeri de dışarının korkusu, dışarıda inancına sahip çıkmanın direnişi…

Aradan yıllar geçti. Zaman değişti, asır başkalaştı diyorlar ya… Değişen bayanlar mıydı sizce? Yoksa erkekler mi? Aslına bakarsak bu değişim süreci her iki kesimi de etkiliyordu. Günümüzün sefih medeniyeti erkeklerin istibdat gibi cani sıfatlarını artırırken, bayanları ise evlerinden dışarı çıkarıyordu. Duymadınız mı erkeklerden “Bu kızlar da niye okur bilmiyorum”, “Başlarını nasıl açarlar?”, “Bilmiyorlar mı Allah’ın razı olduğu ilme ulaşma yolunun taviz vermeden olacağını? O halde tavizi bir peruk veya başını açmak suretiyle niye veriyorlar? Niye…” cümlelerini? Durun, hemen kızmayın Allah aşkına. Bu cümleler ‘hak’ olmakla birlikte en büyük sebebi erkekler olarak hakka hürmetsizliğimiz yüzünden çıkmıştı.

Niye mi?

Devamını oku »

30
Kas

Risale-i Nur’daki kavramlar (3)

   Yazan: Furkan Demir   Kategori Gezen Ben!, Yazılarım

“Gerçekten takva sahipleri, Cennetlerde ve pınar başlarındadırlar.” (Zariyat Sûresi: 51/15)

Takva ve amel-i salih…
Birbirini tamamlayan iki kelime, ruh ve kalbin terakkîsinde iki esas…
Takvanın ‘farzları yapmak ve büyük günahları işlememek’ şeklindeki tanımı oldukça yaygındır. Bu tarz bir tanımlamayı Bediüzzaman Hazretleri Risâle-i Nur’un ‘bir bölümünde’ veriyor. Şimdi kısa bir şekilde “tahliye-i seyyiat”tan (günahları temizlemekten) ibaret olan “takva” kavramını incelemeye koyulalım.

Devamını oku »

24
Kas

Şaban Döğen Ağabeyle “nübüvvet” üzerine

   Yazan: Furkan Demir   Kategori Yazılarım

Geçtiğimiz yıllarda hızlandırılmış eğitim için İstanbul’daydık. Şaban Ağabeyin vefatını öğrenir öğrenmez eğitimde almış olduğum notlarımı karıştırdım ve birlikte geçirdiğimiz zaman dilimine hayâlen giderek bu yazıyı kaleme aldım.

Şaban Ağabeyin verdiği ders “Nübüvvet” bahsiydi. Mütebessim simasıyla bizlere şevk kaynağı olmuştu. Gayet rahat, şevk dolu bir şekilde bizi Asr-ı Saadet’e elleriyle teslim ediyor, ders bitiminde ise hazır zamana getiriyordu. Kendisi bir müfredatı takip etmek yerine daha çok okunacak yerleri etüt saatinde okumamızı, aklımıza takılan yerleri sormamızı istiyordu. Böylelikle dersimiz Muhammedî bir muhabbetle seyredecekti. Devamını oku »

4
Kas

Şaban Ağabeyimiz Vefat Etti!

   Yazan: Furkan Demir   Kategori Yazılarım

İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde yoğun bakımdayken bugün sabaha karşı vefat eden Şaban Döğen, memleketi Çorum Kargı’da defnedilecek.

Yakınlarından aldığımız bilgiye göre eğer farklı bir durum ortaya çıkmazsa bugün öğleden sonra memleketi Çorum’a götürülecek olan Şaban Döğen’ın cenazesi yarın öğle namazından sonra Kargı’da defnedilecek.

Risale Haber

22
Eki

Risâle-i Nur’daki Kavramlar (2) LÂTİFE

   Yazan: Furkan Demir   Kategori Yazılarım

Risâle-i Nurlarda ‘tefekkür mesleği’ çoğu zaman enfüsî dairemizde başlar. Bu mânâda, ‘insan’ olarak kendi içimize yerleştirilmiş ‘tefekkür paketlerini’ incelememiz gerekir. Bu takdirde kâmil bir insan sıfatını almamız mümkün olur. İşte, incelememiz gereken ‘tefekkür paketlerinden’ birisi de ‘lâtife’dir.

Lâtife, halk diliyle duygu, his veya his paketçikleri olarak adlandırılır. Kimi zaman bu tanımlar yerine otursa bile, Risâle-i Nur’un kavram dilinde eksik kalmaktadır. Tahkik gözlüğümüzü takıp, lâtife kavramını-anlayabildiğimiz kadarıyla-incelemeye çalışalım: Devamını oku »

Risâle-i Nurları okurken müdakkik bir gözle bakabilmek çok önemli. Bakmasını bilen bir göze birçok pencere açılabilir. Bu pencereleri açabilmenin yolu ise okumaktan geçiyor.

Asrımızda Risâle-i Nur, mânevî bir petrol hükmünde. Günümüzde kullandığımız birçok eşyanın ham maddesi petrolden oluşuyor. Plastikler, yakıtlar, asfaltlar vs. Önemli olan bu zengin muhtevâlı maddeleri işleyebilmek. Yani rafineri dediğimiz fabrikalarda yüksek enerjili bu maddeleri günlük hayatın ihtiyaçlarına göre sunmak. Aslında bir “Nur Talebesi” rafineri gibi hareket etmeli. Onun için Bediüzzaman Hazretleri “Âlim-i mürşid koyun olmalı, kuş olmamalı. Koyun kuzusuna süt, kuş yavrusuna kay verir” diyor.

Bu anlamda, okurken Zübeyir ağabeyin “satır satır, kelime kelime okumak” sözünü iyi anlamamız gerekiyor. Meselâ, Batı da “Thesaurus” adı verilen kitaplar mevcut. Bu kitapların amacı kelimeler arası nüansları bulup, birinin diğerine ne için tercih edileceğini açıklamaktır. Meselâ “eski”, “bayat” ve “köhne” kelimeleri kullanılacağı zaman eskiyi “yeninin tersi”, bayatı “tazenin zıttı” ve köhneyi “çağdaşın karşıtı” şeklinde açıklar. Devamını oku »

17
Ağu

Kısa kısa…

   Yazan: Furkan Demir   Kategori Yazılarım

Ne zamandan beri site ile ilgilenemiyordum. Haziran ayında finaller/bütler derken İlkokul programı sonra Konya/ereğli lise programı yaptım. Temmuz ayında ise Ankara’da yeni yapılan Sosyal Tesislerdeydim. Yaklaşık 50 lise talebesiyle birlikte 15 gün yaz okulundaydım. Bu gruptan sonra da 70 kişilik bir ilköğretim grubu geldi.

Yaz okulu değişik bir formatmış. İlk etapta biraz garibime gitse bile sonradan çok hoşuma gitti. Bana düşen ders ise Tevhid olmuştu. Dört ayrı sınıfta derse girdim. Fani kubbede hoş bir sada bıraktı.

Şimdi ise Sosyal hayat ile meşgulüm:( TÜPRAŞ Kırıkkale Rafinerisinde staj ile uğraşıyorum. Velhasılı kelam “Hayat-ı İçtimaiyede muhafaza çok zor” veya “Hizmet-i Kur’aniye de görev almak çok zor”.

Dua ile…